Yoksulluk tablosu böyle olunca, yerel yönetimler de yoksullukla mücadele amacıyla çeşitli sosyal projeler geliştirdiler. Bu projelerden biri de Bağlar Belediyesi tarafından kurulan Günışığı Yardımlaşma ve Dayanışma Mağazası. Sosyal sorumluluk bilinci ve dayanışma kültürünü geliştirmek, dar gelirli ailelere giyecek ve ev eşyası yardımında bulunmak amacıyla kurulan Günışığı Yardımlaşma ve Dayanışma Mağazası,
22 şubat 2007 tarihinde faaliyete geçti. Mağaza, kısa sürede yardıma ihtiyacı olan ve yardımda bulunmak isteyen hayırseverlerin ilgi odağı haline gelerek büyüdü ve örnek bir dayanışma ağı oluşturdu.Mağazanın gelişim öyküsünü, mağazanın koordinatörü Mukaddes Alataş
şöyle anlatıyor:
Güzel Bir Dayanışma Öyküsü…
Günışığı Mağazası’nı kurmaya karar verdikten sonra iki aylık bir hazırlık aşamamız oldu. Belediyemiz önce Bağcılar Mahallesi’nde 130 metrekarelik bir yer kiraladı. Bu iki ay içerisinde, çalışma sistemimizin nasıl olması gerektiği konusunda düşündük. Nerelerden, nasıl yardım toplayabileceğimiz ve bu yardımları doğru adreslere nasıl ulaştırabileceğimiz konusunda, doğru yöntemi bulmaya çalıştık. İnsanlara yardım ederken onur zedeleyici en ufak bir davranışın yaşanmaması çok önemli çünkü. Bunu temel ilke olarak benimsedik.
Kiraladığımız salona raşar döşedikten sonra, çeşitli duyurularla hayırseverlerden eşya toplamaya başladık. Açılışı yapmadan depomuz eşya
doldu. Mağazamızı, 22 fiubat 2007 günü açtık. Açılışımızı yaptıktan hemen sonra, televizyon ve gazetelerde mazağa ile ilgili haberler çıktı. O
günden sonra ihtiyaç sahipleri yardım istemeye başladılar. Gelen başvuruları adresleriyle birlikte almaya başladık. Henüz 1. ve 2. aylarda hemen
her gün başvurular gelmeye başlayınca, başvuruları haftada bir gün almaya karar verdik. Haftanın dört gününü elbise dağıtımı ve saha çalışmasına, bir günü ise başvuruları
alma ve eşya toplama günü olarak belirledik. Bir süre sonra haftada bir gün eşya toplamaya yeterli gelmedi. Çünkü hemen her gün eşya vermek isteyenler bizi arayınca bir araca ihtiyaç duyduk. Belediyemiz bize bir kamyonet verdi. Böylece şehir içi ve şehir dışından gelen eşyaların toplanması işi kolaylaştı. Çalışmamızın ilk aylarında panik bir vaziyette yığılmalar oldu. Bunun
önceki yardım şekillerinden kaynaklanabileceğini düşündük. Çünkü bu yardımların çoğu sistematik bir biçimde yapılmamış, yardım malzemeleri erken bitmiş, kimisi almış, kimisi alamamıştı. Günışı-
ğı’nda da yardım malzemelerinin hemen biteceği ve kendisinin alamayacağı korkusu hakimdi. Bu yüzden öncelikle gelen herkese Günışığı’nın çalışma şeklini anlattık.
İyi davrandınız, önemli olan o…
Başvurucuların yaklaşık yüzde 90’ı ihtiyaç sahibi ailelerdi. Bunların çoğu ise hiçbir geliri olmayan, yaşamını yardımlarla sürdüren en alt gelir grubu idi. Dolayısıyla nerede, ne yardım dağıtıldığını takip ediyorlardı.
Gittikleri yerlerde hırpalanmış olmalılar ki gelişleri çok ürkekti. Her an azar işiteceklermiş gibi tedirginlerdi. Yaklaşım biçimimiz ve onlarla Kürtçe konuşmamız onları çok rahatlatıyordu. “Bize iyi davrandığınız ya önemli olan o. Bir şey vermeseniz de olur” diyenler oluyordu.Bağcılar mahallesindeki yerde yaklaşık 10 ay çalıştıktan sonra mağazamızın yeri dar gelmeye başladı. Depomuz gelen kıyafetlere yetmez oldu. Bunun üzerine yeni bir yer aramaya başladık. Selahattin Eyyubi Mahallesi 325. Sokak Osmanoğlu 3 Apartmanı’nın altında yaklaşık 500 metrekare bir yer bulduk. Burayı mağazaya uygun hale getirerek, Kasım ayında ise taşındık. Diyarbakır’da yaptığı hizmetlerden dolayı Günışığı Mağazası’nın ismi hızla yayılmaya başladı. Yeni yerimize taşındıktan sonra eşya almak isteyenler de eşya vermek isteyenler de bize ulaşmakta sıkıntı yaşamadılar. Bugün yeni yerde hizmet vermeye devam ediyoruz. Başvurucu sayımız bir yıl öncesine oranla daha da arttı.
Çünkü ihtiyaç sahibi hemen herkes Günışığı’ndan haberdar. Farklı kesimler aynı noktada birleşti. Sadece ihtiyaç sahipleri değil, çok farklı kesimlerden yardımseverlerde aynı şekilde haberdar. Yardım gönderenler arasında çok ilginç örnekler var. Askerliğini 1975 yılında Diyarbakır’da yapan ve yaşamına Bodrum’da devam eden bir kişi gazetede çıkan haber üzerine hemen bizi arayarak bizimle dayanışmak istedi. İstanbul’dan bir imam toplandığı eşyaları gönderdi. Uzun yıllar önce Diyarbakır’dan İstanbul’a göç eden Ermeni Başespikopos, yüreğinin hala burada kaldığını ifade ederek,
çorbada kendi tuzu da olmasını istedi. Manisa’dan emekli bir öğretmen, 25 yıldır özel olarak sakladığı gelinlik ve nişan elbisesini “en uygun yer” diye düşünerek bize gönderdi. Ulusal basında çıkan haberimizi izleyen Almanya’dan bir grup genç, tatil için gelirken yanlarında getirdikleri yaklaşık 20 valiz kıyafet ve oyuncağı Günışığı’na bırakıp gittiler.